New York stili dekorasyon

Ev hayatını kapalı kapılar, kutu kutu odalar, duvarlarla sınırlayarak ayrıştırmayan, yekpare, akışkan ve ortak bir hacimde bütünleştiren yeni bir yaşa...

 
 

Dekorasyon

New York denince akla ilk gelen yaşam alanı ham ve brüt boşluklarla şekillenen loftlar oluyor. Loftlar modern, hip ve metropolitan yaşamın sembolü. Genç ve kendini genç hisseden, kalbi modernizmden yana atan ama orijinal strüktürlere de sahip çıkanlara hitap eden loft yaşamı, az, öz, stabil ama çok kreatif bir hayat felsefesine sahip.

Ev hayatını kapalı kapılar, kutu kutu odalar, duvarlarla sınırlayarak ayrıştırmayan, yekpare, akışkan ve ortak bir hacimde bütünleştiren yeni yaşam önerisi loftlar. Her ne kadar loft mekânlar, terk edilmiş endüstriyel yapıları bohem yaşantılarına adapte ederek atölye-eve dönüştüren New Yorklu sanatçıların geçen yüzyıldaki keşfi olsa da, bu trend büyük kentlerde yeni bina edilen ve müthiş ilgi gören güncel yorumlarla devam etmektedir. Dünyanın belli başlı bütün şehirlerinde modern versiyonlarını bulabileceğiniz loftların en eski örnekleri Manhattan’ın aşağı bölümlerinde yer almakta. Ulaşım için hâlâ at arabalarının kullanılmış olduğu endüstriyel çağın başlangıcında, New York’un bazı sokaklarının çok dar olması küçük ölçekli üretimler yapan endüstriler için çok da önemli kabul edilen bir sorun değildi. Üretim hacmi genişleyip, ürünler kamyonla taşınmak zorunda kaldığında fabrikalar daha geniş alanlara taşınmak zorunda kaldı. 1940’larda endüstri bölgeyi terk etti. Uzun seneler boş kalan bu yapılar 60’lı yılların ortasında bir grup bohem sanatçı, genellikle de geniş kanvaslar üstünde çalışan ressamlar tarafından atölye-ev olarak kullanılmaya başlandı.

New Yorklu belediye yetkilileri, dökme demir cepheleri, çıplak iç duvarları ve az sayıda kapısıyla, özellikle de yangın tehlikesine karşı çok da güvenli durumda olmayan bu yapıların boşaltılması için çok çabaladıysa da, sanatçılar direniş
gösterdiler ve zaman içinde bu mekânları çalışma ve yaşama alanı olarak kullanma haklarını elde ettiler. Özellikle 1980’li yılların ortalarından itibaren 1992 yılındaki emlak krizine kadar olan süreçte renove edilmiş fabrika ve depolar sanatçılar
tarafından hızla satın alındı. Loft yaşam tarzına artan ilgiyi fark eden yatırımcılar 2000’li yıllardan itibaren New York başta olmak üzere tüm dünya metropollerinde geniş hacimli ve yüksek tavanlı loft tipi apartman dairelerinden oluşan lüks konut
yapıları inşa etmeye başladı.

Hassaten Sex and the City gibi popüler diziler hasebiyle trend biçimine gelen bu yeni yaşam tarzı, ailelerinin banliyölerdeki sakin hayatından sıkılmış, durumu vakti yerinde genç nesil tarafından 3802 tempolu yaşayan yüksek gelirli profesyoneller tarafından tercih edilmeye başlandı.

Emlak Mimar