Emlak vergisi iade davası nasıl açılır?

Muaf olduğundan habersiz bir şekilde vergi ödeyen kimseler iade isteyebiliyor. Peki, emlak vergisi iade davası nasıl açılır?

 
 

Sözlük

Emlak vergisinde bazı muafiyet esasları bulunmaktadır. Muaf olduğundan habersiz bir biçimde vergi ödeyen kimseler bundan sonra vergi ödemediği gibi geçmiş yılların iadesini de isteyebiliyor.

14 Mayıs 2014 Tarih ve 53210 sayılı özelge gereğince belediyelerin (2016 senesi için) 2011 ve izleyen yıllara ait Emlak vergisi iadelerinin yapılmış olması gerekiyor.

Buna göre fazladan ödenen emlak vergisi idaleri için bir dilekçe ile belediyeye müracaat edilmekte. Belediyenin bu iadeyi yapmaması durumunda emlak vergisi iadesi için dava açılabiliyor.

Danıştay Dokuzuncu Daire Başkanlığından:

İstemin Özeti : Davacıların maliki oldukları taşınmazın imar planı içinde umumi hizmetlere ayrılan yerde kalması sebebiyle 3194 sayılı yasanın 13. maddesine göre emlak vergisi alınmaması gerektiğinden bahisle 2001-2005 yılları arasında ödedikleri emlak vergisi tutarının iadesi istemiyle yaptıkları düzeltme ve şikayet başvurusunun reddi işleminin iptaliyle ödenen emlak vergisinin yasal faiziyle beraber iadesi istemiyle açılan davayı; 3194 sayılı İmar Kanununun "imar planı içinde Umumi Hizmetlere Ayrılan Yerler" başlıklı 13. maddesinde resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılan alanlarda inşaata ve var olan bina var ise esaslı farklılık ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyeceğinin, lakin imar programına alınıncaya kadar var olan kullanma şeklinin devam edeceğinin, imar programına alınan alanlarda kamulaştırma yapılıncaya kadar emlak vergisi ödemesinin durdurulacağının, kamulaştırmanın yapılmış olması durumunda durdurma tarihi ile kamulaştırma tarihi arasında tahakkuk edecek olan emlak vergisinin kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödeneceğinin, maddenin 2. fıkrasında ise birinci fıkrada yazılı yerlerin kamulaştırma yapılmadan önce plan değişikliği ile kamulaştırmayı gerektirmeyen bir maksada ayrılması durumunda ise durdurma tarihi itibarıyla geçen sürenin emlak vergisini mal sahibinin ödeyeceğinin, fakat parsel sahibinin imar planlarının tasdik tarihi itibarıyla beş sene sonra müracaat ettiğinde imar planları içerisinde meydana gelmekte olan değişikliklerden ve civarın özelliklerinden ötürü okul, cami ve otopark sahası ve benzeri umumi hizmetlere ayrılan alanlardan ilgili kamu kurulunca yapımından vazgeçildiğine dair görüş alındığı durumda, bütün belli çevredeki nüfus yoğunluk ve donatım dengesini tekrar irdeleyerek hazırlanacak yeni imar planına göre inşaat yapılacağının öngörüldüğü, dosyanın incelenmesinden, davacıların sahibi oldukları taşınmazın imar planı içerisinde temel eğitim alanı, sağlık tesisi, yol ve yeşil alan olarak düzenlendiğinin ve bu nedenden dolayı İmar Kanununun 13. maddesine göre emlak vergisi ödememeleri gerektiği iddiasıyla yaptıkları düzeltme ve şikayet başvurularının reddi üstüne bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, yukarıda anılan yasa hükmünden imar planı içinde eğitim alanı, sağlık tesisi, yol ve yeşil alan olarak ayrılan yerlerin emlak vergisi istisnasından yararlandırılacağının anlaşıldığı, davacıların taşınmazının imar planı içinde belirtilmiş genel hizmetlerin yapılmış olması için ayrılan yerlerde olduğu hususunda kuşku bulunmadığı, imar programında olmamasının sonucu değiştirmeyeceği, zira imar planı içerisinde bu biçimde gösterilmek suretiyle davacıların sahibi bulundukları taşınmazla ilgili olarak tasarruflarının kısıtlandığının açık olduğu, hal böyle olunca emlak vergisi istisnasından yararlandırılması gerekirken buna uyulmamasının 213 sayılı yasanın 118. maddesinde öngörülen vergilendirme hatası olarak görülüp şikayet başvurusunun kabulü gerekirken tersi yöndeki kararda isabet bulunmadığı, bu halde kararın iptali ile tahsil edilen 3.781.11 YTL nin tahsil edildiği tarihten başlayarak işletilecek yasal faiziyle beraber davacıya ödenmesi gerektiği, vergi mevzuatında her ne kadar bu gibi hallerde yasal faize hükmedileceğine dair bir düzenleme yer almasa da Anayasa'nın 125. maddesine göre idarenin kendi eylem ve işlemiyle doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu, yasal faizle iadenin hukuka münasip olacağı gerekçesiyle kabul eden İzmir 2. Vergi Mahkemesinin 25.4.2006 tarih ve E:2005/1367, K:2006/365 sayılı kararını; 3194 sayılı yasanın 13. maddesinin 3. fıkrası uyarınca emlak vergisi ödemesi durdurulacak taşınmazın imar planları içinde umumi hizmetlere ayrılan yerler arasında kalmasının yeterli olmayıp ek olarak imar programına da alınmış olması gerektiği, olayda, davacılara ait taşınmazın imar planı içerisinde umumi hizmetlere ayrılan yerler içerisinde kalmasına karşın imar proğramına alınmış alan bünyesinde bulunmuyor olması sebebi ile emlak vergisi ödemesi durdurulacak taşınmazlardan olmadığı anlaşıldığından, sözkonusu taşınmaz için 2001-2005 takvim yılları arası ödenen emlak vergisinin Vergi Usul Kanununun 118. maddesinde yazılı vergilendirme hatası bünyesinde değerlendirilerek davacılara iadesi yolunda verilen Mahkeme kararında isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozan İzmir Bölüm İdare Mahkemesinin 1.11.2006 tarih ve E:2006/2196, K:2006/3680 sayılı kararının; kanun yararına bozulması istenilmektedir.

Danıştay Başsavcılığı'nın Kanun Yararına Bozma İstemi :

Davacıların malik oldukları taşınmazın imar planı içerisinde temel eğitim alanı, sağlık tesisi, yol ve yeşil alan olarak ayrılmasından ötürü tasarrufunun kısıtlanmış olması nedeni ile 3194 sayılı İmar Kanununun 10. ve 13. maddeleri hükümleri karşısında emlak vergisi tahsilinde hukuka uyarlık bulunmadığı, 2001 ile 2005 yılları için haksız yere tahsil edilen emlak vergisinin 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 118. maddesi uyarınca "vergilendirme hatası" bünyesinde davacılara yasal faiziyle beraber iade edilmesi gerektiğine dair İzmir 2. Vergi Mahkemesinin tek hakimle vermiş olduğu 25.4.2006 tarih ve E:2005/1367, K:2006/365 sayılı kararını bozan İzmir Bölüm İdare Mahkemesinin 1.11.2006 tarih ve E:2006/2196, K:2006/3680 sayılı kararının davacılar tarafından hukuka aykırı olduğu belirtilerek kanun yararına bozulması istemi üstüne konu incelendi:

3194 sayılı İmar Kanununun 10. maddesinde; belediyelerin imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içerisinde bu planı tatbik etmek üzere 5 senelik imar programlarını hazırlayacakları kurala bağlanmış, benzer Kanunun 13. maddesinde; resmi yapılara, tesislere ve okul, cami yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılan alanlarda inşaata ve var olan bina var ise esaslı farklılık ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyeceği, lakin imar programına alınıncaya kadar var olan kullanma şeklinin devam edeceği, imar programına alınan alanlarda kamulaştırma yapılıncaya kadar emlak vergisi ödemesinin durdurulacağı, kamulaştırmanın yapılmış olması durumunda durdurma tarihi ile kamulaştırma tarihi arasında tahakkuk edecek olan emlak vergisinin, kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödeneceği hükme bağlanmıştır.

İstem üstüne gönderilen dosyanın incelenmesinden; davacıların malik oldukları 9.240 m2 taşınmazın uygulama imar planına göre, 2800 m2 lik kısmının ifraz edilerek 2030 m2 lik bölümünün yola terkedildiği ve arsanın 770 m2 ye indirildiği, ifrazdan sonra kalan 6300 m2 lik arsanın ise; temel eğitim alanı, sağlık tesisi, yol ve yeşil alan olarak düzenlendiği hususunda tartışma bulunmadığı, davacılar tarafından ise, sözkonusu 6300 m2 lik arsanın, temel eğitim alanı, sağlık tesisi, yol ve yeşil alan olarak düzenlenmesi sebebiyle 25.5.2000 tarihi itibarıyla tasarrufu kısıtlandığından bu tarihten sonra 2001 ile 2005 yılları için ödenen 3.781-YTL emlak vergisinin yasal faiziyle beraber iadesinin istendiği anlaşılmıştır.

Temyize konu Bölüm İdare Mahkemesi kararında, 3194 sayılı yasanın 13. maddesinin 3. fıkrası uyarınca emlak vergisi ödemesi durdurulacak taşınmazların imar planları içinde umumi hizmetlere ayrılan yerler arasında kalmasının yeterli olmayıp, ek olarak imar programına da alınmış olması gerektiği olayda ise uyuşmazlık konusu taşınmazın henüz imar programına alınmış olmaması sebebi ile ilgili taşınmaz için 2001-2005 yılları için ödenen emlak vergilerinin "vergilendirme hatası" bünyesinde değerlendirilerek davacılara iadesinin mümkün olmayacağı gerekçesiyle vergi mahkemesi kararı bozulmuş ise de; yukarıda anılan 10. maddede, belediyelere imar programlarını yapıp yapmamaları hususunda bir seçim hakkı verilmediğinden 25.5.2000 tarihinde imar planına göre yapılmış olan düzenlemeden sonra anılan 10. madde hükmü uyarınca bu tarihi takip eden 3 ay içerisinde imar programına alındığının kabulü gerekir. Dolaylı olarak davalı belediyenin bu amir hüküm karşısında imar programını yapmamış olmasının, davacıya 2001-2005 yıllarına ait emlak vergilerini ödemeye devam etmesi gibi bir zorunluluk getirmeyeceği açıktır. Nitekim Danıştay Dokuzuncu Dairesinin bu konuda süregelen içtihadı da bu yöndedir.

Bu itibarla, uyuşmazlığa konu taşınmazlar 2000 senesinde imar planı içerisinde temel eğitim alanı, sağlık tesisi, yol ve yeşil alan olarak ayrıldığından ve taşınmazın plan tarihini takip eden 3 ay içerisinde imar programına alındığının kabulü gerektiğinden 3194 sayılı İmar Kanununun 13/2. maddesi gereğince 2001 ile 2005 yılları için emlak vergisi ödemelerinin durdurulması gerekirken davacılardan tahsil edilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle, İzmir Bölüm İdare Mahkemesinin 1.11.2006 tarih ve E:2006/2196, K:2006/3680 sayılı kararı hukuka aykırı bulunduğundan, 2575 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesine göre kanun yararına bozulmasının münasip olacağı düşünülmektedir.

Tetkik Hakimi İhsan Saçmalı'nın Düşüncesi : 3194 sayılı İmar Kanununun 10. maddesinde; belediyelerin imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içerisinde bu planı tatbik etmek üzere 5 senelik imar programlarını hazırlayacakları kurala bağlanmış, benzer Kanunun 13. maddesinde; resmi yapılara, tesislere ve okul, cami yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılan alanlarda inşaata ve var olan bina var ise esaslı farklılık ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyeceği, lakin imar programına alınıncaya kadar var olan kullanma şeklinin devam edeceği, imar programına alınan alanlarda kamulaştırma yapılıncaya kadar emlak vergisi ödemesinin durdurulacağı, kamulaştırmanın yapılmış olması durumunda durdurma tarihi ile kamulaştırma tarihi arasında tahakkuk edecek olan emlak vergisinin, kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödeneceği hükme bağlanmıştır.

Olayda davacılara ait taşınmazın imar planı içinde genel hizmetlere ayrılan yerlerde kaldığı ama henüz imar proğramına alınmadığı sebebi ile emlak vergisi yükümlülüğünün devam etmesi gerekeceği gerekçesiyle taşınmazın planda olduğu 2001-2005 yıllarına ait emlak vergilerinin iadesi istemine yönelik düzeltme ve şikayet başvurusunun reddedildiği bu işlemin iptali ile ödenen emlak vergisinin yasal faiziyle beraber iadesi istemiyle de dava açıldığı görülür

Yukarıda anılan yasa hükmü uyarınca imar planı içerisinde genel hizmetlere ayrılan yerlerde kalan sözkonusu taşınmazın emlak vergisi yükümlülüğü duracağından, düzeltme ve şikayet başvurusunun reddi işlemini iptal eden ve tahsil edilen emlak vergisinin iadesine hükmeden İzmir 2. Vergi Mahkemesinin 25.4.2006 tarih ve E:2005/1367, K:006/365 sayılı kararı hukuka münasip olup, bu karara yönelik itirazı kabul ederek davayı reddeden İzmir Bölüm İdare Mahkemesinin 1.11.2006 tarih ve E:2006/2196, K:2006/3680 sayılı kararının kanun yararına bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince İzmir Bölüm İdare Mahkemesinin 1.11.2006 tarih ve E:2006/2196, K:2006/3680 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz edilerek bozulmasının istenilmesi üstüne işin gereği görüşüldü:

İstem, davacıların imar planına alınmak suretiyle genel hizmetlere ayrılan yerlerde kalan taşınmaz için 2001-2005 yıllarında ödedikleri emlak vergisinin iadesi istemiyle yaptıkları düzeltme ve şikayet başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali ile ödenen emlak vergisinin yasal faiziyle beraber iadesi istemiyle açılan davayı kabul eden İzmir 2. Vergi Mahkemesinin 25.4.2006 tarih ve E:2005/1367, 2006/365 sayılı kararını bozan İzmir Bölüm İdare Mahkemesinin 1.11.2006 tarih ve E:2006/2196, K:2006/3680 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına ilişkindir.

3194 sayılı İmar Kanununun 10. maddesinde; belediyelerin imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içerisinde bu planı tatbik etmek üzere 5 senelik imar programlarını hazırlayacakları kurala bağlanmış, benzer Kanunun 13. maddesinde; resmi yapılara, tesislere ve okul, cami yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılan alanlarda inşaata ve var olan bina var ise esaslı farklılık ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyeceği, ama imar programına alınıncaya kadar var olan kullanma şeklinin devam edeceği, imar programına alınan alanlarda kamulaştırma yapılıncaya kadar emlak vergisi ödemesinin durdurulacağı, kamulaştırmanın yapılmış olması durumunda durdurma tarihi ile kamulaştırma tarihi arasında tahakkuk edecek olan emlak vergisinin, kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödeneceği hükme bağlanmıştır.

Diğer yandan, 17.11.1986 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmeliğinin 2. maddesinde imar planı içerisinde, resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılmış olması hasebiyle üstünde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsalar ile esaslı farklılık ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyen evlerin tasarrufunun kısıtlanmış sayılacağı bu hallerde kısıtlı vergilemenin, imar planının kesinleştiği tarihi izleyen yılbaşından başlayarak başlayacağı, kısıtlamanın ilgili arsa ya da binanın bulunmuş olduğu alanın imar programına alınıncaya kadar devam edeceği, yönetmeliğin 3. maddesinde imar planları içinde bulunup da imar programına dahil olmaması sebebiyle üstünde muvakkat inşaat yapılmasına izin verilen ve tapuya bu konuda şerh konulan arsaların da tasarrufunun muvakkat inşaatı şumulü olmamak şartıyla sınırlanmış kabul edileceği, lakin kısıtlamanın imar tatbikatı yapılsın yapılmasın, tapuya verilen şerh tarihi itibarıyla on seneden fazla olamayacağı, bu durumda bina edilen muvakkat binanın vergisinin bina değeri üstünden alınmakla birlikte, arsa için kısıtlı vergilemenin tapuya verilen şerh tarihini izleyen yılın başından başlayarak yapılacağı ve sürenin buna göre hesaplanacağı öngörülmüştür.

Anılan hükümlerin değerlendirilmesinden imar planına alınan yerlerin tasarrufu kısıtlı yerlerden sayılacağı, imar programına alınan yerlerin kamulaştırma yapılıncaya kadar emlak vergisi ödemesinin durdurulacağı, kamulaştırma yapılınca, durdurma ile kamulaştırma tarihi arasında tahakkuk edecek emlak vergilerinin kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödeneceği, fakat imar planlarının yürürlüğe girmesinden başlayarak en geç üç ay içerisinde bu planı tatbik etmek üzere 5 senelik imar proğramlarının hazırlanması gerektiğinin kurala bağlandığı, bu hükümlerle kanun koyucunun taşınmaz sahiplerinin haklarının sürümcemede bırakılan imar planlarıyla zarara uğramasının önüne geçmeyi ve özel mülk statüsünden çıkması planlanmakta olan ve bu niteliği itibarıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar için haksız mali yükümlülüklerin devamına engel olmayı amaçladığı, bu yüzden imar planına alınan yerler için, plan tarihi itibarıyla en geç üç ay içerisinde imar programının hazırlanması gerektiğini öngördüğü anlaşılmaktadır.

Olayda, imar planına alınmakla beraber henüz imar programına alınmayan davacılara ait taşınmaz için planda olduğu döneme ilişkin olmak üzere 2001-2005 yıllarında ödenen emlak vergisinin iadesine yönelik düzeltme ve şikayet başvurusunun, taşınmazların henüz imar programına alınan yerlerden olmadığı gerekçesiyle reddedildiği görülür

Bu halde imar planına alınan ve yasa uyarınca plana alındığı tarihten başlayarak en geç üç ay içinde imar proğramına alınması gerekli olan sözkonusu taşınmazın, süresinde imar proğramına alınmamış olması emlak vergisi ödemesinin durmasına engel teşkil etmeyeceğinden ve tahsil edilen dava konusu emlak vergilerinin, Vergi Usul Kanununu 118. ve devamı maddelerinde hükme bağlanan vergi hataları kapsamı içerisinde değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekeceğinden, yukarıda açıklanan gerekçe ile tersi yönde verilen Bölüm İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle, Danıştay Başsavcısı tarafından yapılmış olan temyiz isteminin kabulüne ve İzmir Bölüm İdare Mahkemesinin 1.11.2006 tarih ve E:2006/2196, K:2006/3680 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesine göre Kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulmasına, kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve Resmî Gazete'de yayımlanmasına 31.5.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Emlak Mimar